Kerem
New member
Emir Can İğrek hangi tarz? Müzik kutusundan çıkan duygusal rock hikâyeleri
Bir gün müzik listemi açtım ve kendime şu soruyu sordum: “Ben şimdi ne dinliyorum?” Çünkü bazı sanatçılar vardır, türünü yazmak için müzik ansiklopedisi açmanız gerekir. Emir Can İğrek de tam olarak böyle bir isim. Spotify’da yanına “pop” yazsan biraz eksik kalıyor, “rock” desen omuz silkebilir, “indie” desen tamam gibi ama yine de bir şeyler havada kalıyor. Kısacası adamın müziği, dolabındaki kıyafetler gibi: Bir gün gömlek, bir gün deri ceket, bir gün eski bir kazak… Ama hepsinin üzerinde aynı kişinin imzası var.
Ben Emir Can İğrek dinlerken bazen kendimi mahallede gece yürüyüşüne çıkmış gibi hissediyorum. Bir elimde kahve, diğer elimde geçmişten kalan mesajlara bakmama sözü… Tabii o söz genelde beş dakika dayanıyor. Çünkü bazı şarkılar insanın telefon galerisindeki eski fotoğrafları açtıracak kadar güçlü bir etkiye sahip. Emir Can’ın tarzını anlamaya çalışmak da biraz eski bir arkadaşla sohbet etmeye benziyor: “Sen tam olarak nesin?” diye soruyorsunuz, cevap ise “Ben biraz her şeyim ama kendim gibiyim” oluyor.
Müzikonair+1
Emir Can İğrek’in temel müzik çizgisi: Alternatif pop mu, indie mi, rock mı?
Emir Can İğrek’in müziğini en genel ifadeyle alternatif pop ve indie etkileri taşıyan bir çizgide değerlendirmek mümkün. Bunun yanında gitar ağırlıklı düzenlemeler, alternatif rock dokunuşları ve zaman zaman daha geleneksel Türk müziği anlatımına yaklaşan melodik yapılar da duyulur. Yani onu tek bir kutuya koymaya çalışmak biraz fazla düzenli bir çekmeceye dağınık bir sanatçıyı yerleştirmeye çalışmak gibidir. Biletino Blog+1
Bazı sanatçılar türlerini net belirler: “Ben rockçıyım”, “Ben popçuyum”, “Ben elektronik müzik yapıyorum.” Emir Can İğrek tarafında ise daha akışkan bir yaklaşım vardır. Kendi açıklamalarında da belirli bir türün temsilcisi olmak istemediğini, alternatif popun farklı denemelere izin veren esnek bir alan olduğunu ifade etmiştir. Müzikonair
Bu yüzden “Emir Can İğrek hangi tarz?” sorusunun en doğal cevabı şu olabilir:
Alternatif pop merkezinde duran, indie ruh taşıyan, rock ve halk anlatısından beslenen modern Türkçe söz yazarı müziği.
Ama bu tanım bile biraz resmi kalıyor. Çünkü onun müziğinde asıl mesele tür değil, hikâye.
Şarkılarında neden bu kadar güçlü bir hikâye duygusu var?
Emir Can İğrek’i farklı yapan noktalardan biri, şarkılarında sadece duygu söylememesi; küçük hayat hikâyeleri anlatmasıdır. Bir şarkıyı dinlerken sadece “üzgünüm” demiyor, size bir sahne gösteriyor. Karakterler var, geçmiş var, mahalle var, hatıralar var.
Mesela bazı şarkılarında dinleyici kendini büyük bir aşk filminin başrolünde hissederken, bazılarında eski bir apartmanın merdivenlerinde oturan biri gibi hissedebilir. Bu yüzden dinleyenler onun parçalarında kendi hayatlarından parçalar bulabiliyor.
Bence burada ilginç bir nokta var: Emir Can’ın müziği yalnızca romantik bir dünyaya ait değil. Aşk, ayrılık ve özlem gibi konuların yanında insanın kendisiyle hesaplaşması da var. Bir nevi “Ben neden böyle oldum?” sorusunun melodili hâli.
Erkeklerin ve kadınların Emir Can İğrek müziğine yaklaşımı nasıl farklılaşabilir?
Müzik dinleme biçimleri kişiden kişiye değişir; bunu sadece kadın-erkek ayrımıyla açıklamak doğru olmaz. Ancak günlük hayatta bazı dinleyici eğilimleri üzerinden ilginç gözlemler yapılabilir.
Bazı erkek dinleyiciler Emir Can İğrek şarkılarına daha çözüm odaklı yaklaşabiliyor. Mesela arkadaş grubunda bir şarkı açıldığında biri hemen “Bu şarkının olayı şu, adam aslında şunu anlatıyor” diye analiz yapmaya başlayabiliyor. Sanki futbol maçının taktiğini çözüyor gibi şarkı sözlerini parçalarına ayırıyor. “Burada neden böyle dedi, bu karakter neden böyle davrandı?” diye stratejik bir okuma yapıyor.
Ama başka bir erkek dinleyici de hiçbir analiz yapmadan sadece kulaklığını takıp gece yürüyüşüne çıkabilir. Çünkü mesele çözmek değil, hissetmektir.
Kadın dinleyiciler arasında ise bazı kişiler şarkılardaki ilişki dinamiklerine, karakterlerin duygusal tarafına ve anlatılan bağlara daha fazla odaklanabiliyor. “Bu insan neden böyle hissetti?”, “Karşı taraf gerçekten ne yaşadı?” gibi empati merkezli yorumlar öne çıkabiliyor.
Fakat burada güzel olan şey şu: Müzik zaten bu kalıpları kırıyor. Bir kadın dinleyici şarkıyı tamamen teknik açıdan değerlendirebilir, bir erkek dinleyici ise sadece duygusuna kapılabilir. Asıl çeşitlilik burada başlıyor.
Müzik insanları kategorilere ayırmak yerine ortak bir hikâyede buluşturuyor.
Emir Can İğrek’i sevenler neden kendilerini şarkıların içinde buluyor?
Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, sözlerin günlük hayattan uzaklaşmaması. Bazı şarkılar çok büyük cümleler kurar ama insan kendini içinde bulamaz. Emir Can İğrek’in anlatımında ise daha tanıdık bir atmosfer vardır.
Bir arkadaş sohbeti, yarım kalan bir ilişki, söylenmeyen sözler, geçmişe dönüp bakma isteği… Bunlar herkesin hayatında farklı şekillerde bulunan deneyimlerdir.
İkinci neden ise ses kullanımındaki doğallık. Teknik gösterişten çok duygunun ön plana çıktığı bir yorum anlayışı vardır. Bu da dinleyicide “Bana bir şey anlatıyor” hissi oluşturur. Dergy
Bir şarkıcının başarısı bazen ne kadar yüksek nota çıkabildiğiyle değil, kaç kişinin “Bu şarkı benim hikâyem” diyebildiğiyle ölçülür.
Ali Cabbar, Nalan ve diğer şarkılar: Tarzın küçük haritaları
Emir Can İğrek’in kariyerinde geniş kitlelere ulaşan eserleri, onun anlatıcı yönünü de gösterir. “Nalan” gibi parçalar kişisel duygular üzerinden ilerlerken, “Ali Cabbar” gibi eserlerde hikâye anlatıcılığı daha belirgin hâle gelir. Duygu.net+1
Bu noktada ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir şarkıyı unutulmaz yapan şey gerçekten melodisi midir, yoksa içinde taşıdığı hikâye mi?
Belki de cevap ikisinin karışımıdır. Çünkü sadece güzel melodi bir süre sonra akıldan çıkabilir. Sadece güçlü hikâye ise bazen müzikal olarak eksik kalabilir. Emir Can İğrek’in dikkat çeken tarafı, bu iki alan arasında denge kurmaya çalışmasıdır.
Sonuç: Emir Can İğrek’in tarzı bir etiket değil, bir anlatım biçimi
Emir Can İğrek’i sadece “popçu”, “rockçı” ya da “indie sanatçısı” diye tanımlamak biraz dar bir yaklaşım olur. Onun müziği daha çok modern şehir insanının duygularını anlatan alternatif pop çizgisinde şekillenir.
Bir tarafta gitarların taşıdığı samimiyet, diğer tarafta pop müziğin akılda kalan melodileri vardır. Üzerine güçlü söz yazarlığı eklenince ortaya kolay sınıflandırılamayan bir tarz çıkar.
Belki de Emir Can İğrek’in müziğini anlatmanın en iyi yolu şudur:
Bir arkadaşınızla gece yarısı yaptığınız uzun sohbetin, sabah olduğunda şarkıya dönüşmüş hâli.
Peki sizce bir sanatçıyı belirleyen şey türü mü, yoksa dinleyicide bıraktığı his mi? Emir Can İğrek dinlerken siz daha çok melodisine mi, sözlerine mi takılıyorsunuz? Çünkü bazı müzikler kulağa değil, doğrudan eski anılara çalıyor.
Bir gün müzik listemi açtım ve kendime şu soruyu sordum: “Ben şimdi ne dinliyorum?” Çünkü bazı sanatçılar vardır, türünü yazmak için müzik ansiklopedisi açmanız gerekir. Emir Can İğrek de tam olarak böyle bir isim. Spotify’da yanına “pop” yazsan biraz eksik kalıyor, “rock” desen omuz silkebilir, “indie” desen tamam gibi ama yine de bir şeyler havada kalıyor. Kısacası adamın müziği, dolabındaki kıyafetler gibi: Bir gün gömlek, bir gün deri ceket, bir gün eski bir kazak… Ama hepsinin üzerinde aynı kişinin imzası var.
Ben Emir Can İğrek dinlerken bazen kendimi mahallede gece yürüyüşüne çıkmış gibi hissediyorum. Bir elimde kahve, diğer elimde geçmişten kalan mesajlara bakmama sözü… Tabii o söz genelde beş dakika dayanıyor. Çünkü bazı şarkılar insanın telefon galerisindeki eski fotoğrafları açtıracak kadar güçlü bir etkiye sahip. Emir Can’ın tarzını anlamaya çalışmak da biraz eski bir arkadaşla sohbet etmeye benziyor: “Sen tam olarak nesin?” diye soruyorsunuz, cevap ise “Ben biraz her şeyim ama kendim gibiyim” oluyor.
Müzikonair+1
Emir Can İğrek’in temel müzik çizgisi: Alternatif pop mu, indie mi, rock mı?
Emir Can İğrek’in müziğini en genel ifadeyle alternatif pop ve indie etkileri taşıyan bir çizgide değerlendirmek mümkün. Bunun yanında gitar ağırlıklı düzenlemeler, alternatif rock dokunuşları ve zaman zaman daha geleneksel Türk müziği anlatımına yaklaşan melodik yapılar da duyulur. Yani onu tek bir kutuya koymaya çalışmak biraz fazla düzenli bir çekmeceye dağınık bir sanatçıyı yerleştirmeye çalışmak gibidir. Biletino Blog+1
Bazı sanatçılar türlerini net belirler: “Ben rockçıyım”, “Ben popçuyum”, “Ben elektronik müzik yapıyorum.” Emir Can İğrek tarafında ise daha akışkan bir yaklaşım vardır. Kendi açıklamalarında da belirli bir türün temsilcisi olmak istemediğini, alternatif popun farklı denemelere izin veren esnek bir alan olduğunu ifade etmiştir. Müzikonair
Bu yüzden “Emir Can İğrek hangi tarz?” sorusunun en doğal cevabı şu olabilir:
Alternatif pop merkezinde duran, indie ruh taşıyan, rock ve halk anlatısından beslenen modern Türkçe söz yazarı müziği.
Ama bu tanım bile biraz resmi kalıyor. Çünkü onun müziğinde asıl mesele tür değil, hikâye.
Şarkılarında neden bu kadar güçlü bir hikâye duygusu var?
Emir Can İğrek’i farklı yapan noktalardan biri, şarkılarında sadece duygu söylememesi; küçük hayat hikâyeleri anlatmasıdır. Bir şarkıyı dinlerken sadece “üzgünüm” demiyor, size bir sahne gösteriyor. Karakterler var, geçmiş var, mahalle var, hatıralar var.
Mesela bazı şarkılarında dinleyici kendini büyük bir aşk filminin başrolünde hissederken, bazılarında eski bir apartmanın merdivenlerinde oturan biri gibi hissedebilir. Bu yüzden dinleyenler onun parçalarında kendi hayatlarından parçalar bulabiliyor.
Bence burada ilginç bir nokta var: Emir Can’ın müziği yalnızca romantik bir dünyaya ait değil. Aşk, ayrılık ve özlem gibi konuların yanında insanın kendisiyle hesaplaşması da var. Bir nevi “Ben neden böyle oldum?” sorusunun melodili hâli.
Erkeklerin ve kadınların Emir Can İğrek müziğine yaklaşımı nasıl farklılaşabilir?
Müzik dinleme biçimleri kişiden kişiye değişir; bunu sadece kadın-erkek ayrımıyla açıklamak doğru olmaz. Ancak günlük hayatta bazı dinleyici eğilimleri üzerinden ilginç gözlemler yapılabilir.
Bazı erkek dinleyiciler Emir Can İğrek şarkılarına daha çözüm odaklı yaklaşabiliyor. Mesela arkadaş grubunda bir şarkı açıldığında biri hemen “Bu şarkının olayı şu, adam aslında şunu anlatıyor” diye analiz yapmaya başlayabiliyor. Sanki futbol maçının taktiğini çözüyor gibi şarkı sözlerini parçalarına ayırıyor. “Burada neden böyle dedi, bu karakter neden böyle davrandı?” diye stratejik bir okuma yapıyor.
Ama başka bir erkek dinleyici de hiçbir analiz yapmadan sadece kulaklığını takıp gece yürüyüşüne çıkabilir. Çünkü mesele çözmek değil, hissetmektir.
Kadın dinleyiciler arasında ise bazı kişiler şarkılardaki ilişki dinamiklerine, karakterlerin duygusal tarafına ve anlatılan bağlara daha fazla odaklanabiliyor. “Bu insan neden böyle hissetti?”, “Karşı taraf gerçekten ne yaşadı?” gibi empati merkezli yorumlar öne çıkabiliyor.
Fakat burada güzel olan şey şu: Müzik zaten bu kalıpları kırıyor. Bir kadın dinleyici şarkıyı tamamen teknik açıdan değerlendirebilir, bir erkek dinleyici ise sadece duygusuna kapılabilir. Asıl çeşitlilik burada başlıyor.
Müzik insanları kategorilere ayırmak yerine ortak bir hikâyede buluşturuyor.
Emir Can İğrek’i sevenler neden kendilerini şarkıların içinde buluyor?
Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, sözlerin günlük hayattan uzaklaşmaması. Bazı şarkılar çok büyük cümleler kurar ama insan kendini içinde bulamaz. Emir Can İğrek’in anlatımında ise daha tanıdık bir atmosfer vardır.
Bir arkadaş sohbeti, yarım kalan bir ilişki, söylenmeyen sözler, geçmişe dönüp bakma isteği… Bunlar herkesin hayatında farklı şekillerde bulunan deneyimlerdir.
İkinci neden ise ses kullanımındaki doğallık. Teknik gösterişten çok duygunun ön plana çıktığı bir yorum anlayışı vardır. Bu da dinleyicide “Bana bir şey anlatıyor” hissi oluşturur. Dergy
Bir şarkıcının başarısı bazen ne kadar yüksek nota çıkabildiğiyle değil, kaç kişinin “Bu şarkı benim hikâyem” diyebildiğiyle ölçülür.
Ali Cabbar, Nalan ve diğer şarkılar: Tarzın küçük haritaları
Emir Can İğrek’in kariyerinde geniş kitlelere ulaşan eserleri, onun anlatıcı yönünü de gösterir. “Nalan” gibi parçalar kişisel duygular üzerinden ilerlerken, “Ali Cabbar” gibi eserlerde hikâye anlatıcılığı daha belirgin hâle gelir. Duygu.net+1
Bu noktada ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir şarkıyı unutulmaz yapan şey gerçekten melodisi midir, yoksa içinde taşıdığı hikâye mi?
Belki de cevap ikisinin karışımıdır. Çünkü sadece güzel melodi bir süre sonra akıldan çıkabilir. Sadece güçlü hikâye ise bazen müzikal olarak eksik kalabilir. Emir Can İğrek’in dikkat çeken tarafı, bu iki alan arasında denge kurmaya çalışmasıdır.
Sonuç: Emir Can İğrek’in tarzı bir etiket değil, bir anlatım biçimi
Emir Can İğrek’i sadece “popçu”, “rockçı” ya da “indie sanatçısı” diye tanımlamak biraz dar bir yaklaşım olur. Onun müziği daha çok modern şehir insanının duygularını anlatan alternatif pop çizgisinde şekillenir.
Bir tarafta gitarların taşıdığı samimiyet, diğer tarafta pop müziğin akılda kalan melodileri vardır. Üzerine güçlü söz yazarlığı eklenince ortaya kolay sınıflandırılamayan bir tarz çıkar.
Belki de Emir Can İğrek’in müziğini anlatmanın en iyi yolu şudur:
Bir arkadaşınızla gece yarısı yaptığınız uzun sohbetin, sabah olduğunda şarkıya dönüşmüş hâli.
Peki sizce bir sanatçıyı belirleyen şey türü mü, yoksa dinleyicide bıraktığı his mi? Emir Can İğrek dinlerken siz daha çok melodisine mi, sözlerine mi takılıyorsunuz? Çünkü bazı müzikler kulağa değil, doğrudan eski anılara çalıyor.