Cumhurbaşkanı Erdoğan: Karadan da teröristlerin tepesine bineceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Karadan da teröristlerin tepesine bineceğiz


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında konuşuyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle;


Bu sabah erken saatlerde yaşadığımız Düzce Gölyaka merkezli 5,9 şiddetindeki depremi hisseden tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Geniş tek alanda etkisini hissettiren depremde yaralanan vatandaşlarımıza birden şifalar diliyorum.


“Vahim tek yıkım ve kayıpla karşılaşmadık”


Deprem Gölyaka’bile sayı sayıda binada hasara neden olmakla beraberce vahim tek yıkım ve kayıpla karşılaşmadık. Kurumlarımız gereken tespit ve telafi çalışmalarını yürütüyor. Türkiye’yi depreme hazırlamak için son 20 yıldır TOKİ projelerinden kentsel tahavvül faaliyetlerine kadar tarımsal abaşo yapımızı yeniliyor, kurumsal kapasitemizi genişletiyoruz. Bu amaçla 2022’yi hareket tatbikat yılı ilan ederek 94 binin üzerinde faaliyet yürütmüştük. Gölyaka depremi hem hareket gerçeğinin ne kadar yakınımızda olduğunu hem dahi yürütülen çalışmaların hızlandırılması gerektiğini göstermiştir.


Dün hizmete açtığımız Artvin Yusufeli Barajı ve HES’in yeni Yusufeli yerleşim yerinin ve Yusufeli yollarının tek kez henüz hayırlı olmasını diliyorum. Gövde yüksekliği yönü Türkiye’nin en yetişkin atlas 5. yetişkin barajı olan Yusufeli üreteceği enerji ve depolayacağı su ile ülkemizin gelişmesine sayı önemli katkılar sunacaktır. Yusufelili kardeşlerimize ülkemize yerde hizmeti kazandırmak için evlerini, işyerlerini, geçmişlerini geride bırakıp yeni yerleşim yerlerine taşınarak yaptıkları fedakarlık için şahsım milletim namına teşekkür ediyorum. İlçe merkezindeki konutları ile, işyerleri ile, kamu hizmet binaları ile, köyevleri ile yepyeni pırıl pırıl modern tek Yusufeli inşa ederek kardeşlerimize şükranlarımızı ifade etmeye çalıştık.


“Yusufeli Barajı’na Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun abaşo yapı sembolü olarak hoşgeldin diyoruz”


Togg’u Türkiye vizyonumuzun teknoloji alanındaki sembolü olarak alkışlarla karşılamıştık. Yusufeli Barajı’na bile Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun abaşo yapı sembolü olarak hoşgeldin diyoruz. Bu abide eserin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyor ve kendilerini tebrik ediyorum. Yılda 5 milyar inşallah buradan geri tahavvül var. Bu 7 yılda yerde gelirle kendini finanse edecek. 35 milyara yerde barajımızı milli bütçeden gerçekleştirdik. Bay Kemal görüyorsun işte, neyi nerden nasıl yaptığımızı öğren, sonra kaynak nereden anlam. Yeri gelir milli bütçeden, yeri gelir uluslararası piyasadan ama tığ yaparız aramızdaki fark yerde.


Görüldüğü gibi ülkemize gerçekten iftihar alkar tek eser kazandırdık. Ne debba gönül sultanı Kamil odur ki koya materyalizm tek eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Rabbim hepimizi eseri olmayan gafillerden uzak eylesin diyorum. Geçtiğimiz günlerde Türk Devletleri Teşkilatı ve G20 Liderler Zirvesi’ne katılarak ülkemizin sayı yönlü mesleği çabalarında yeni mesafele katedilmesini sağladık. Yürüttüğümüz mesleği trafikleri ile ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi Kabine sonrasında yapacağım tanımlamaya bırakıyorum.


Bugün burada sizlerle hepimizin canını yakan terör saldırıları hususundaki gelişmeleri ve atacağımız yeni adımları paylaşmak istiyorum. İstanbul’bile İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı saldırı failleri ile ve onların bağlantılarıyla kısa sürede aydınlatılmıştır. Bombayı koyan terörist ile ona yardımcı olan sayı sayıda kişi ülkemiz içinde ve sayılmazsa bulundukları yerlerde yakalanarak adalete teslim edilmiştir. En tepeden aşağı kadar yerde eyleme karışan kim varsa nerede olursa olsun bulunacak dökülen masum kanlarının hesabı kendinden misliyle sorulacak, cezası kesilecektir.


Türkiye içildikten ülkemize ve milletimize yönelik saldırılara karışan teröristlerle onlara yardım fail herkesi sınırlarımız içinde ve sayılmazsa tespit etme, yakalama, tecziye kabiliyetine ve gücüne sahiptir. İstanbul’daki eylemi timsah gözyaşları ile kınayanların gerçek yüzleri hemen akabinde başlattığımız operasyonlara verdikleri tepkiyle ortaya çıkmıştır. Suriye’dahi kontrolleri altında tuttukları bölgelerden ülkemize yönelik herhangi tek tehdit gelmeyeceği güvencesi veren güçlerin yerde sözlerini tutamadıkları ve tutamayacakları son olayla tek kez henüz anlaşılmıştır. Biz yaptığımız her uyuşma gibi Suriye sınırlarımızla ilgili ahidlerimize dahi sonuna kadar sadık kaldık. Madem karşımızdakiler kendi sözlerini tutamıyor yapılan anlaşmanın gereklerini yerine getiremiyor, öyleyse bizim kendi başımızın çaresine bakım hakkımız doğmuştur. Bizim her sözümüz gibi yerde beyanımızın bile gerisinde sayı somut gerekçeler, haklı sebepler, inkarı mümkün olmayan hakikatler var.


Suriye sınırlarımızdaki Hatay, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak illerimize son günlerdekilerle beraberce 764 havan, roket, füze saldırısı yapılmıştır. Bu saldırılarda 32 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 261 vatandaşımız yaralanmıştır. 


Her ne kadar bazen gafiller Türkiye’nin sınırlarının güvenliği için yaptığı harekatları ve terör örgütünün bu karşı geliştirdiği yöntemleri kavrayamamış olsa bile hamdolsun milletimiz herşeyin farkındadır. Bölücü terör örgütü ülke içinde eylem yapma kabiliyetini yitirdikçe sınır ötesinden gerçekleştirdiği saldırılarına ağırbaşlılık vermektedir. 20 yıl önce hatırlayın göreve geldiğimizde terör Türkiye’nin sorunlarının sıralamasında birinciydi. Peki şimdi nerede? Şimdi içildikten gerilerde. Bu tek iradenin yerde milletin iktidarına olan güvenin eseridir. Yılbaşından festekiz terör örgütü elebaşları ardı ardına yaptıkları açıklamalarla sivillere yönelik saldırıları teşvik ederek aslında gerçek yüzlerini sergiliyorlar. Bu gerçeği rakamlarla ifade edecek olursak mesela terör örgütü ülkemiz içinde 2015 yılında 26 eylem, 2016 yılında 44 eylem, 2017 yılında 9 eylem yapmıştı. Bu sayı son yıllarda yılda 2’ye, 3’açınık düşmüştür. Geçtiğimiz 7 yılda ülkemiz sınırları içindeki yerleşim yerlerinde PKK ve irtibatlı örgütler tarafından yapılan 87 başka terör eyleminde ise 153 güvenlik görevlimiz ile 173 vatandaşımız şehit olmuştur.


Aynı dönemde ölü, yaralı ve yakalama olarak etkisiz hale getirilen terörist sayısı bile 13 1000 500’ü bulmaktadır. Bilhassa hal sürecinin akabinde ülke içindeki taban desteğini ve silahlı gücünü yetişkin ölçüde kaybeden Kuzey Irak’taki varlığı ciddi oranda gerileyen örgüt tüm dikkatini Suriye üzerinde yoğunlaştırmıştır. Batılı ülkelerin terör örgütünün Suriye’deki kolunu PKK’dan laboratuvar gayretlerinin gereksiz olduğu yaşanan her gelişme ile ortaya çıkmaktadır. Ölü, yaralı veya sağ olarak yakaladığımız teröristlerin üzerlerinden kaynak donanımlar ile terbiye gördükleri yerler Suriye’dahi farklı isimlerle sahaya sürülen örgütün kendi PKK’nın kendisi olduğu gerçeğini teyit etmektedir. Artık hiç kimsenin yerde yalanla karşımıza gelmesine tahammülümüzün olmadığını burada tek kez henüz ifade etmek isterim. Uçaklarla, toplarla, SİHA’larla yaptığımız operasyonlar sadece başlangıçtır. Hatay’dan Hakkari’ye kadar güney sınırlarımızın tamamını ülkemiz topraklarına saldırı imkanı bırakmayacak şekilde tek güvenlik şeridi ile kapatma kararlılığımız her zamankinden zaman henüz güçlüdür.


Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla yerde şeridin tek kısmını zaten oluşturduk. Kalanlarını bile Tel Rıfat, Münbiç, Ayn el Arab gibi kızartı başbağ yerlerden başlayarak kadem kadem halledeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tehditleri sınır ötesinde karşılama ve yok etme stratejimizi hayata geçirmek için gereken faaliyetleri yürütüyor. Hava harekatlarımızı kesintisiz sürdürürken bizim için en uygun olan vakitte karadan bile teröristlerin tepesine tepesine bineceğiz. Teröristlerin içine saklanarak kendilerini güvende hissettikleri o sağlam tünellerin mezarları haline geleceği gün yakındır.


Irak ve Suriye yönetimleri Tükiye’nin terörle mücadele kapsamında yaptığı harekatlar ile güvenli hale getirdiği bölgelerden kesinlikle rahatsızlık duymasınlar. Tam tersine bizim attığımız yerde adımlar Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü dahi güvence altına alacaktır. Sınırları içindeki başka devletlerin varlığından envai tür terör örgütünün faaliyetinden rahatsız olmayanların Türkiye’ye karşı farklı tavır sergelemeleri kendi halkları ile yönetimlerinin bağlarını zayıflatmaktan öte mana taşımaz. Hep söylediğimiz gibi bizim tek derdimiz kendi vatandaşlarımızın ve yanı başımızdaki tüm kardeşlerimizin güvenli, huzurlu, müreffeh geleceğini inşa etmektir.


Son dönemde hem ülke içinde hem sınır bölgesinde yoğunlaşan saldırılar hiç şüphesiz terör örgütünün ve onu üzerimize salanların Türkiye’nin geleceğine yönelik hesapları ile yakından ilişkilidir. Terör örgütü ile onunla tıpkısı çizgideki yapıların iplerini ellerinde tutanların karın ağrısı bellidir. Bunlar ülkemizin güven ve istikrar içinde hedeflerine yürümesinden rahatsızlar. Bunlar, ülkemizin kendi siyasi ve ekonomik kararlarını özgürce vermesinden, kendi çıkarlarını cesurane savunmasından rahatsızlar. Bunlar, ülkemizin küresel krizleri fırsata dönüştürmesinden rahatsızlar. Bunlar, Türkiye’nin bölgesel liderliğini güçlendirmesinden rahatsızlar. Bunlar, bizzati milletimizin Anadolu’daki 1000 yıllık varlığından rahatsızlar. Üstelik tüm yerde rahatsızlıklarını gizlemeye gerek da görmüyor açık bile söylüyorlar.


Ülkemizin maruz kaldığı hangi haksızlığı, adaletsizliği, nobranlığı kazısak altından hep tıpkısı zihniyet, tıpkısı hazımsızlık, tıpkısı husumet çıkıyor. Biz bunu Avrupa Birliği tam üyeliğimizin engellenmesinde yaşadık. Biz bunu Amerika ile aramızda vuku bulagan F-35 krizinde yaşadık. Biz bunu sınırlarımıza füzeler yağarken ülkemizdeki hava savunma sistemlerinin sökülüp götürülmesinde yaşadık. Biz bunu Kıbrıs konusunda, enerji anlaşmalarına kadar Akdeniz’deki her tartışmada yaşadık. Biz bunu milyonlarca masumun canını ve onurunu kurtarmak için yaptığımız fedakarlıkların görmezden gelinmesinde yaşadık. 


Hemen her uluslararası platformda yerde aybakım açısının emarelerine şahit oluyoruz. Bizim dahi kendimize göre tek oyun planımız var. Geçmişten aldığımız dersler ışığında Türkiye’nin ve milletimizin menfaatleri neyi gerektiriyorsa ona göre hareket ediyoruz. Bunu yaparken tahammül sınırlarımızı zorlayan hadiseler karşısında bile tepkimizi göstermekten geri kalmıyoruz. En sayı bile belaltı vuruşlara tevessül edilmesinden üzüntü duyuyoruz. Son dönemdeki hadiseleri dahi yerde çerçevede görüyoruz. İstanbul’bile torpil patlatarak Türkiye’nin canını acıtacaklarını sanıyorlar. Sınır şehirlerimize havanlarla saldırarak milletimizin cesaretini kıracaklarını sanıyorlar. Diplomatik ve ekonomik şantajlarla ülkemizi Türkiye Yüzyılı yolundan döndürebileceklerini sanıyorlar. Halbuki bilmiyorlar ki tığ içildikten yerde safhaları geçeli sayı oldu. 


Vasayetin burnunu sürten, sokakları karıştırmak isteyen vandalları bozguna uğratan, teröristleri açtıkları çukurlara gömen, darbecileri püskürten, ekonomik tetikçilere eyvallah etmeyen velhasıl istiklaline ve istikbaline sahip kaynak Türkiye’yi hala sinsi yöntemlerle mısra getirmeye çalışanlara mesajımız gayet net; Başaramayacaksınız. Dün itibarıyla küresel finans krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukarya savaşından enerji ve tedarik krizine kadar yaşanan her hadise tek gerçeği işaret ediyor. Bu bile bizi mısra getirmek isteyenlerin kendi güvenlik ve refah düzenlerine yönelik en küçük tek tehdit karşısında aslında kendi dizleri üstüne nasıl kolayca çökebildikleri gerçeğidir. İşte geçmiş itibarıyla 2021 yılı ihracat rakamımız 225,2 milyar dolardı ve yerde aşıldı. 2022 için konulan hedef 250 milyar abd ve bunu bile Allah’ın izniyle aşıyoruz. 


Köhnemiş küresel yönetim ve ekonomi sistemini yaşatmak için kendilerine kurban arayanlara inşallah 2023’te dahi aradıkları fırsatı sandıkta benim milletim vermeyecek. Buradan sesleniyorum, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Hep beraberce sayı çalışmamız, milletimizin her tek ferdinin gönlünü kazanmamız şarttır ki Cumhur İttifakı olarak yetişkin tek zaferle 2023’ün haziranından çıkalım. Aksi takdirde öyle tek vebalin altına gireriz ki Allah muhafaza her iki materyalizm bile hesabını veremeyiz. Cumhuriyetimizin ilk yüz yılını tamamlarken yeni yüz yılına güçlü tek mukaddime yapabilmenin yolu 2023 imtihanından başarıyla çıkmaktan geçiyor. Bunu bile hep beraberce gerçekleştirerek gelecek nesillere her birimizi hayırla yad etmelerini sağlayacak güzel tek miras bırakacağımıza inanıyorum.


Ülke ve millet olarak bekamıza yönelik tehditlerle mücadelemizi yürütürken içerideki siyasi gelişmeleri dahi yakından takip ediyoruz. Hepinizin dahi bildiği gibi tarih süresince tüm yetişkin filozoflar, alimler, yöneticiler siyaset nedir sorusuna hep yanıt aramışlardır. Siyaset kelime kökeni olarak yönetmek, eğitmek, yetiştirmek gibi anlamlara sahiptir. Bu kavramla eş tasalandıran olan politika ise eski Yunan’bile doğruda bütçe yönetimine ilişkin faaliyetlere işaret ediyordu. Dolayısıyla siyaset bütçe kimler tarafından hangi programla ve hangi kadrolar tarafından idare edileceğini anlatır. Demokrasilerede seçimlerde halk hangi ittifaka, hangi partiye, hangi lidere yerde sorumluluğu verirse ülkeyi o yönetmektedir. Daha önce parlamenter demokrasi ile yönetilen ülkemizde güven ve istikrar ikliminin tesisinde ciddi sıkıntılar yaşanmıştır. Hatırlayın neler çektik. 6 aylık yönetimler, 1 yıllık yönetimler, 15 aylık yönetimler burada istikrar olur mu? Olmadı, olmaz onun için istikrarın olmasına inandığımızdan dolay ne yaptık? Yönetim sistemini milletimizin teveccühü ile değiştirdik.  


Koalisyon dönemlerinin ve onun tek parçası haline gelen vesayet gölgesi ile darbeler zincirinin ülkemize ağır maliyetleri olmuştur. Tarihimizin en yetişkin yönetim reformlarından birini gerçekleştirerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmek suretiyle hamdolsun yerde sorunu çözdük. Yürütmenin temsilcisi Cumhurbaşkanının halkın yarısından fazlasının desteği ile iş başına gelebilmesi yeni sistemde yönetimin demokratik meşruiyetini en üst seviyeye çıkarmıştır.


Ancak hala yerde gerçeklerin farkında olmayan birilerinin varlığını üzüntüyle görüyoruz. Ömründe mevki yönetimine üzerine özellikle Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü festival hariç herhangi tek beyin, tecrübesi, kabiliyeti olmayan CHP Genel Başkanının devleti yönetme sorumluluğu nutukları atması ise başka tek komedi olarak karşımıza çıkıyor. Bu zatın öncelikle ülkenin en yetişkin ikinci partisinin başında olmasının getirdiği sorumluluk tek yana herhangi tek vatandaş olarak göstermesi gereken asgari hassasiyetin farkına varması gerekiyor. Bak, Kağıthane’yi Kağıttepe niteleyerek ifade fail tek kişiden yerde ülkeye Cumhurbaşkanı olur mu? Şimdi söyleyeceklerim ihtimal biraz ağır olacak ama emin olun hepsi dahi muhatabının sonuna kadar hak ettiği tespitlerdir. Madem sorumluluktan söz ediyoruz öyleyse kendi devletini, bütçesini uyuşturucu parası ile finanse etmekle suçlayan tek haysiyet fukarası, sorumluluk lafını ağzına en son matlûp kişidir. Kendi devletini borsasının yükselişi üzerinden hançerlemeyi siyaset sanan tek sefil, sorumluluk ifadesinin yanına yaklaşamaz. Kendi devletini ülkesini mafyaya teslim etmekle itham fail tek zavallı sorumluluk kavramının yanından yöresinden beraberce geçemez. Yurt dışına gittiğinde ülkenin ve milletin hayrına tek tek görüşme yapmayıp, ne kadar terör örgütü destekçisi, ne kadar Türkiye düşmanı varsa onların ekmeğine yağ sürüp gelen tek gafil sorumluluk lafı ile yan yana gelemez.


Teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü anlam cesareti olmayan, terör örgütü güdümündeki partiyi ülke yönetimine ortak etmeye benzinli tek namert sorumluluktan söz edemez. Ağzını her açtığında yolsuzluktan, hırsızlıktan, arsızlıktan, ahlaksızlıktan söz yazar dahi kendi belediyelerindeki parti teşkilatlarındaki kepazeliklere gözünü kapatan tek kifayetsiz sorumluluğun s’sinin beraberce yanına yaklaşamaz. Devraldıkları belediyelerde bırakın taş üstüne taş koymayı, yapılanları yaşatmayı, başlatılanları sürdürmeyi beceremediklerinden sorumluluk diye ortalıkta dolaşması kadar yüzsüzce tek tavır olamaz.


Dünyada ülkesinde orman ve yeşil varlığını en sayı zait tek yönetime kol diye saldıranların aslında hangi adî hesapların peşinde olduğunu Gezi Olaylarında görmüştük. Şimdi CHP’nin başındaki zat bile kol niteleyerek gevelemeye başladğına göre yerde nöbet kendisine geçti. Hele tek dahi hariç politikadan söz etmesi yok mu, işte tam bile yerde noktada insanın içildikten sözün bittiği yer meram geliyor. Bütün çevre Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşından Türk Devletleri Teşkilatı’nın kuruluşana kadar her alanda hariç politikada elde ettiği başarıları konuşurken yerde zatın hariç politika niteleyerek eveleyip gevelemesi karşısında söylenecek her lafı israf olarak görüyoruz.


Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmekten da güçsüzlük olan kendisine böyle tek siyaset alanı açamamış bağcıklı yerde zat harcadığımız her nefesin fuzuli olduğunu elbette biliyoruz. Ama ola ki yerde hezeyanlara kulak kabartanlar varsa onların yüreklerini ferahlatmayı boynumuzun beraatızimmet olarak gördüğümüz için kendisini muhatap alıyoruz. Aynı şekilde haksız, hukuksuz, ahlaksız, pervasız tek şekilde itham ettiği öğretmeninden polisine, sağlıkçısından çiftçisine, muhtarından hakim savcısına kadar tüm kamu görevlilerinin sahipsiz olmadığını görmesi için kendisine yanıt veriyoruz. Bay Kemal ne yerde polis ne yerde öğretmenler ne yerde sağlıkçılar hiç birisi sahipsiz değildir, onların yanında ve arkasında tığ varız tığ. 


Dışarıdan bakıp bile Türkiye’dahi her türlü yalanın ve iftiranın dolaşıma sokulabileceği vehmine kapılanlar olabilir niteleyerek kendisine en ağır ifadelerle mukabele ediyoruz. Buna rağmen madem ki yerde zat herşeye rağmen ülkenin en yetişkin ikinci partisinin başındadır umudumuzu tümden kaybetmek dahi istemiyoruz. Nitekim yerde zatın siyasi hayatında ilk kez tek vizyon tanımlamaya hazırlandığını ilan etmesinden memnuniyet duyduk. Bizim kök yarışmak istediğimiz saha kök güreşmek istediğimiz minder kök tartılmak istediğimiz kantar işte burasıdır.


Biz muhalefet ile polemik siyasetine olumsuzlama eser ve hizmet siyasetinde yarışmak istiyoruz. Biz muhalefet ile mesaimizi sürekli onların yalanlarına yanıt vererek olumsuzlama, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun benzer gayretlerini konuşarak yürütmek istiyoruz. Bize ülkenin ve milletin hayrına programlarla, projelerle, iddialarla gelin canımızı yiyin. Yeter ki içildikten bezginlik veren şu utanması, yüzsüz, yalan ve iftira üzerine kurulu tek parti devri bakiyesi siyaset üslubunuzdan vazgeçin. Yeter ki içildikten kısır siyasi çıkarlarınız, yargılama hazlarınız için kendi ülkenize, kendi milletinize, kendi insanınıza ihanet derecesine varacak ifadelerden, tavırlardan uzak durun. Eğer muhalefet pozitif siyaset konusunda samimiyse işte buradan AK Parti gurubundan Cumhur İttifakı namına söz veriyorum kendilerinin hiç tek eksiklerini yüzlerine vurmayacağız. Hiç tek zayıflıklarının üzerine gitmeyeceğiz. Hiç tek gafları ile yeğinliği geçmeyeceğiz. Çünkü Türkiye eski periyot kalıntısı siyaset tarzından içildikten sayı yorulmuştur.


Bilhassa gençlerimiz desteklenmemiş atıp tutma, hiç birşey söylemeden laf etme, sırf muhalefet etme namına inatla siyaha ak, beyaza siyah anlam fanatizmine dayalı siyaseti kesinlikle istemiyor. Ziyaret ettiğimiz şehirlerde ve pek sayı programda sıkça tek araya geldiğimiz gençlerimizin demokrasi, özgürlük, hakkaniyet, doğruluk, açık yüreklilik, açık fikirlilik konusundaki beklentilerinin en yakın şahidi biziz. Biz kendimizi vizyonumuzla, programımızla, projelerimizle, üslubumuzla geleceğin Türkiye’sini hazırlamak için samimi ve yoğun tek gayret içindeyiz. Dün 2023 hedefleri demiştik, zaman Türkiye Yüzyılı diyoruz. 


Yarın inşallah sayı henüz ileri adımlarla insanımızın karşısında olacağız. Muhalefetin yerde yeni siyaset tarzına ayak uydurması bizim dahi işimizi kolaylaştıracaktır. Bizi dahi rahatlatacaktır. Gelin hep beraberce yetişkin ve güçlü Türkiye’nin inşası için yapabileceklerimizi ortaya koyalım, vizyonlarımızı yarıştıralım, projelerimizi kapıştıralım. Fikri ve fiziki tüm birikimimizi hep beraberce yerde doğrultuda seferber edelim. Hayatı süresince hasbi siyaset tarzı ile harbi insan ilişkisi ile ilkeli yönetim tutuculuk ile milletimizin gönlünde yer etmiş birisi olarak söylediğim herşeydeki samimiyetimi heralde kimse sorgulayamaz. Eğer muhalefet liderleri dahi tıpkısı delikanlılığı gösterebilecekse buyurun 2023’ü tek demokrasi şölenine çevirelim. Ama eski usulde sürme etmeye kalkarlarsa bile kimse kusura bakmasın milletimizin geleceğini kimsenin şahsi ihtiraslarına, karanlık hesaplarına kurban etmeyiz. Şimdi bizde gül var, ama bizde gürz dahi var. Kim hangisini isterse onunla karşısına çıkarız.


Ayrıntılar gelecek…

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

About Post Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Generated by Feedzy